KickBeat (İnceleme)

Tarih Eyl 22 2013 - 2:07am - Egin
1550
GENEL PUAN
  • Grafik
  • Hikaye
  • Atmosfer
  • Eğlence
  • İçerik Zenginliği
  • Ses-Müzik

KickBeat

Herkese merhaba. Enterasan bir oyun incelemesi okuyorsunuz. Çünkü KickBeat sevilen fakat bir o kadar da birbirinden uzak ögeleri bir oyunda buluşturmaya çalışıyor. Fakat bunu başarabilmiş mi, başarabilmişse ne ölçüde kaliteli bir iş ortaya koymuş, yoksa başarısız bir oyun olarak mı çıkmış karşımıza?

KickBeat

KickBeat, Vita kullanıcılarının yakından tanıdığı bir stüdyonun elinden çıkma: Zen Studios. Hatırlayamayanlar için, Vita’daki Pinball oyun ve DLC’lerini yapan stüdyo. KickBeat biraz graip bir oyun. Dövüş ögelerini ritimsel bir ray üstüne oturtuyor ve bunu yaparken oynanışı da QTE (Quick Time Event) mekaniklerine bağlıyor. QTE nedir derseniz, anlık süre kısıtlaması içerisinde doğru tuşa basmanızı gerektiren bir oynanış mekaniği. God of War oyunlarından hatırlayabilirsiniz. KickBeat her ne kadar bunu çeşitlemeye çalışsa da, çok basit bir mekaniğe, oyunun tamamını emanet ederek büyük bir hata yapıyor. Eğer çok büyük bir QTE hayranı değilseniz bir süre sonra -doğal olarak- oynanıştan sıkılıyorsunuz ki bu süre de maalesef uzun olmuyor. Sürekli aynı tuşlara basarak adam pataklamak her ne kadar kulağa hoş gelse de, bunu bir oyunda yapmak, kendini oynatma potansiyelini kısıtlıyor. Bunun farkına varan yapımcılar da, CoD: BoD vakasında olduğu gibi çareyi oyunu zorlaştırmakta buluyorlar. Tuşlara gerçekten çok hızlı basmanız ve mutlaka arkada çalan müziğe ritm uydurmanız gerekiyor. Yoksa kısa sürede düşüyorsunuz.

Oyunun hikayesi fütüristik bir ortamda uzak doğulu bir gencin öyküsünü ele alıyor. Aynı zamanda oyunu oynarken bu karakteri yönetiyorsunuz. Adı Lee olan bu gencin öyküsünü bir kez tamamladığınızda en önemli ikinci karakter olan Mei’nin öyküsü de oynanabilir olarak açılıyor. “Free Play” (serbest oyun) modunu açmak için de, hikaye içindeki bir bossu geçmeniz gerekiyor. Tahmin edebileceğiniz üzere bu modda ara geçişler ve hikaye olmadan, oyunu oynuyorsunuz. Hikayeyi herhangi bir zorlukta bitirdiğiniz takdirde de, “Beat Your Music” modunu açıyorsunuz. Oyunu, arka planda kendi müziğinizle oynamanızı sağlayan bu mod, herkesin hoşuna gidecektir. Artık birçok oyunda görmeye başladığımız “Survival” modunu açmak içinse, oyunu en zor seviyede tamamlamak durumundasınız. Gittikçe güçlenen düşmanlara karşı en uzun süre dayanmaya çalıştığımız bu mod da oyunu zenginleştiren içeriklerin arasında. Oyunun ilginç hikayesinde, bir mahkumsunuz ve Lee’nin söylediğine göre buraya kendi seçiminizle gelmişsiniz. Melodik Yumruk adlı bir tarikatın öğrencilerinden birisiniz ve buradan çıkmak için, hocanız Master Fu’nun da yardımıyla önünüzdeki tüm engelleri aşmak zorundasınız.

Şarkılar genel olarak kaliteli fakat hiçbir zaman ritm tutturması kolay, yavaş şarkılar gelmiyor. Ama kulağınızın pasını atmak için ideal. Örneğin şarkıdaki her bateri vuruşunda bir tuşa basmanız gerekiyor. Bu yönden çok sevilen ve efsaneleşmiş Guitar Hero serisi kadar kaliteli olmasa da çok da fazla seçeniğiniz yok. Ne yazık ki ritm oyunları fazla oyun çıkartılan bir tür değil. Bazen aynı anda iki tuşa basmanız gereken ritmler oluyor ki burada oldukça zorlanabilirsiniz. Baş parmağınızı :x: tuşundayken, aynı anda hem :o: hem de :kare: tuşuna basacak şekilde, sola doğru eğmeniz gereken kombinasyonlar bunlardan biri. Bir dairenin içinde duruyorsunuz ve basmanız gereken tuş size önceden belirtiliyor. Zorluk seviyesi arttıkça da bu süre kısalıyor. Kombinasyonları doğru zamanda ve doğru şekilde yaptıkça adamları dövüyorsunuz ve adamları dövdükçe de ilerliyorsunuz. Son derece basit bir yapıya sahip yani oyun.

Bu basit yapıyı sever misiniz, sevmez misiniz bilemiyorum. Bu biraz da sizin zevkinize bağlı. Benim fazla hoşuma gitmedi, bir telefon oyununu anımsattı. Ancak beğeneceğinizden emin olduğum şeylerden biri oyunun grafikleri. KickBeat son derece başarılı grafiklere sahip. Neon ışıklarla bezeli ve çeşitli efektlerle süslenmiş, çok renkli bir görsellik mevcut oyunda. Ve bu görsellik de oyunun atmosferini göze daha hoş getiriyor. Ne de olsa arka planda çeşitli figürler varken, zemin renginin değiştiği parlak bir atmosferde, müzik eşliğinde, ritmle adam dövmek her oyunda yapabileceğiniz bir şey değil. Ancak KickBeat’in sorunu tam da bu noktada patlak veriyor. Güzel bir olayı var, ancak yalnızca tek bir olayı var. Yani oyundan kısa sürede sıkılmanız maalesef olası.

KickBeat iyi bir fikri, güzel grafikler ve orta seviye bir hikayeyle bize kendini kanıtlamaya çalışıyor. Bunu yaparkenki hataları ve oynanışın tekdüzeliği sizi oyundan kısa sürede soğutabilir. Ama genel yapıdan hoşlanırsanız da uzun süre oynayabilirsiniz. 20,69 TL’lik fiyatı bu riski almaya değmeyebilir. Yine de oynayacak pek bir şeyiniz yoksa ve ritm oyunlarından hoşlanıyorsanız deneyebilirsiniz.

Yazar Bilgileri

Video oyunlarına hayatının büyük kısmını adamış şahsiyet. Yazmaktan, okumaktan ve oynamaktan büyük zevk alır.

Beni Facebook'da Bul
Facebook'da