Persona 4 Golden İncelemesi

Tarih Tem 2 2013 - 1:25pm - Egin
2652
GENEL PUAN
  • Grafik
  • Hikaye
  • Oynanış
  • Multiplayer/Online
  • Ses/Müzik

Bazı oyunlar vardır. Kimsenin bilmediği, yeni bir türü günyüzüne çıkarır. Persona 3’den önce J-RPG türündeki oyunları da Japonya dışında kimse oynamıyordu. Persona 3’le birlikte, bu tür dünya sınırlarını aştı ve yeniden hayat buldu. Garip bir şekilde o sırada PS3’ün çıkışının üzerinden iki yıl geçmiş olmasına rağmen, 2009 yılında PlayStation 2 için çıkıp gelen Persona 4 ise bu bayrağı daha da ileri taşıdı ve ardından sayısız yeni türevin gelmesini sağladı. Bugün sizlerle bu güzide oyunun PS Vita için yeniden hazırlanmış haliyle beraberiz. Evet, Persona 4 Golden’la.

Persona 4 Golden

RPG veya RYO “Rol Yapma Oyunu”nun kısaltılmış halidir. Bu oyunlarda olmadığımız birinin rolüne bürünür, tabiri caizse “o” oluruz. Persona 4 Golden’da ufak bir kasabada amcasının ve kuzeninin yanında bir süre kalacak olan bir genciz. Bu genç kasabaya taşınır taşınmaz gizemli cinayetler gerçekleşmeye başlar. Herkes Geceyarısı Kanalı adında gizemli bir televizyon kanalından bahsetmektedir. Cinayetler gerçekleşmeden önce kurbanlar bu televizyon kanalında gözükmektedir. Biz ve arkadaşlarımız bir şekilde televizyonun içine girme yeteneği ediniriz ve kaçırılan kurbanları öldürülmeden kurtarmak da yine bize kalır. “Rol Yapma Oyunu” unvanının en çok yakıştığı oyun desek Persona’ya, yanlış olmaz herhalde. Çünkü Persona resmen yaşayan bir oyun ve siz de bu oyun için de yaşayan bir birey olduğunuzu sonuna kadar hissediyorsunuz. Yaptığınız her şey, bulunduğunuz tüm seçimler, söylediğiniz her cümle tam anlamıyla sizi yansıtıyor ve bu oyundaki kişinin piksellerden ibaret olmamasını sağlıyor. Bağlar kuruyor, gerçekte olmayan biriyle arkadaş-sevgili oluyorsunuz. Var olmayan birini sevmek, var olmayan birine bağlanmak… İşte bu Persona’yı oynayabileceğiniz en özel deneyimlerden biri haline getiriyor.

Ana hikaye açılmaya başlamadan önce ondan da harika yan hikayeler görüyoruz. Birçok karakter ve her birinin anlatacak farklı bir öyküsü var. Hepsi birbirinden etkileyici bu yan hikayeleri görürken insanın en temiz duygularının temelinde bile menfaatçilik ve hırsın yatabileceği yavaş yavaş yüzümüze çarpıyor.

Persona 4’e Vita sürümü Gold için özel olarak eklenmiş bir karakter Marie. İlk bakışta bozuk ağzıyla dikkat çekiyor :)

 

Zeki Müren De Bizi Görecek?

Eminim bu sözler size bir cihazı hatırlatmıştır. Şöyle bir dönüp baktığımızda, her ne kadar son zamanlarda eleştirilse de, televizyonun hayatımızdaki en büyük devrimlerden biri olduğunu görüyoruz. Persona 4 Golden’daysa televizyon bizim için devrimden de öte. Hikayenin ve konseptin önemli bir parçasını oluşturan televizyon, oyunda vakit geçireceğimiz üç yerden biri. Televizyonun içine girdiğimizde mahzenlere ve zindanlara girip çıkıyor, Shadow denen garip yaratıklarla savaşıyoruz. Zindanların her biri sanat eseri. Özenle, tek tek tasarlanmış ve neredeyse hepsinin konsepti ayrı düşünülmüş. Çeşitlilik biraz daha fazla olabilirdi ama incelik kesinlikle mükemmel. Savaşlar konsol-RYO ve çoğu strateji oyunundan alıştığımız şekilde sıra tabanlı. Tabii ki oyundaki savşların güzelliğini ve stratejik derinliğini sağlayan en önemli nokta oyuna adını da veren Persona’larımız.

Farklı yeryüzü efsanelerinden ve destanlarından derlediğimiz ve oyuna adını veren Persona’larımızı çoğunlukla, oyun içi vaktimizi geçireceğimiz ikinci yer olan Kadife Oda adlı gizemli yerde oluşturuyoruz. Bir sürü farklı Persona ve hepsinin iyi veya kötü olduğu farklı alanlar. Ve oyundaki her şeyle olduğu gibi onlarla da bağ kuruyorsunuz. Hele ki katalogdaki tüm Persona’ları toplamak veya en iyi Persona kolleksiyonunu oluşturmak gibi gayeleriniz varsa işiniz oldukça zor ve bir o kadar da eğlenceli. Ben Persona toplama olayını küçükken yaptığımız oyun kartı kolleksiyonlarına benzettim. Fazla kullanmadığımız veya zayıf Persona’larımızı da füzyona sokarak yenileriyle değiştirebiliyoruz ki bunu yapması söylemesi kadar kolay değil.

Oyunda zaman geçireceğimiz üçüncü ve -bence- en önemli kısım hayat. Bu bölüm kesinlikle oyuna ruhunu veren ve içinde hissetmenizi sağlayan kısım. Bu bölümde dostluklar kurabilir, diyaloglara girebilir, yüzebilir, okula gidebilir, sınava girebilir, farklı aktiviteler yapabilirsiniz. Bazen biz oyunculara (genellikle anne-babamız ve arkadaşlarımız) “Hiç evden çıkmıyorsun, bütün gün oyun oynuyorsun. Çık da bir şeyler yap!” derler ya. Onlara bu oyunda yapabildiklerimi göstermek isterdim. Hele anneniz der ya: “Bütün gün evdesin. Çık da kendine bi’ kız bul!” diye. Hani sinir olursunuz. Artık anneniz böyle dediğinde ona gösterebileceğiniz bir sevgiliniz olabilir! Tabii ki Persona sayesinde. Ancak birlikte savaştığınız ve televizyonun içine girdiğiniz takım arkadaşlarınıza öncelik verin. Onlarla aranızın nasıl olduğu, savaşın kaderini doğrudan etkileyebiliyor.

Yenilikler Ve Eklenenler

Eminim aramızdaki çok küçük bir kesim oyunun PS2’deki orijinal halini oynamıştır. Fakat o azınlık için de yenilenen özelliklerden ve eklenen içerikten bahsetmezsem ayıp olur.

En önemli eklenti oyuna yeni katılan iki karakter: Adachi ve Marie. Adachi’nin hikayesi en başta biraz kötü görünüyor ancak sonlara doğru gerçekten şoka uğruyor ve şaşkınlık içinde öylece kalakalıyorsunuz. Ana hikayeyi bırakın oyundaki 23 farklı yan hikayenin 23’ü de sizi derinden etkiliyor ve şaşkınlık içerisinde bırakıyor. Ki bu yan hikayeler de yardımcı karakterlerin öyküsü oluyor. Oyuna yeni eklenen diğer bir karakter Marie’yse oldukça huysuz, utangaç ve üstlerdeki ekran görüntüsünden de anlayacağınız üzere sinir bozucu. Ancak bu karaktere iyi davranmaya çalışın çünkü oyunun sonunu doğrudan etkiliyor. PS2’deki Persona füzyonu insanı çileden çıkartan bir yapıya sahipti. O da biraz elden geçirilmiş. Artık saatlerce deneyerek istediğiniz yetenekte bir Persona denk getirmeye çalışmanıza gerek yok. Önceki Persona’dan hangi yeteneklerin miras kalacağına siz karar verebiliyorsunuz. Oyuna ufak tefek online özellikler de eklenmiş ki merak etmeyin. Oyunun kendine has yapısını bozmayan güzel eklemeler bunlar. Örneğin bugün ne yapacağınızı düşünürken, diğer oyuncuların çoğunun bugün ne yaptığına bakabiliyorsunuz. Veya mahzenlerdeyken “SOS” ikonuna dokunursanız bir sonraki savaşta ufak bir yardım alıyorsunuz ki pek faydası dokunmuyor. TV List adında şeker mi şeker bir menü eklenmiş ki buradan da oyun müziklerine, fragmanlara, live action performanslara kadar pek çok ekstra içeriğe ulaşabiliyorsunuz. Persona serisinin konseptinin ana hatlarını oluşturan Jung psikolojisiyle ilgili dersler de oldukça ilginizi çekebilir. Şayet ben buradan öğrenip daha da merak edip araştırmaya başladım. Oyunu bitirdikten sonra açılan bir de yarışma var ki o da cidden çok eğlenceli. Bunlar dışında yeni eklenen yerler, yapılabilir aktiviteler, yeni Persona’lar, yeni skiller ve saire derken bir dolu taptaze içerik sizin oluyor.

Oyuna pek çok yeni anime sahne de eklenmiş ki Otakuların ilgisini çekeceğinden eminim.

Türün En İyisi

Sevgili dostlar. konsol-RYO (J-RPG) türüne önceden ilgisi olan var mı bilmiyorum ama bilenler bilir. Persona bu işte en iyisidir (FF’ciler için kavga çıkar). Bu türe yeni başlayacak olanlarınız içinse yapılabilecek en sağlıklı şey öncesinde Persona 3’ü alıp oynamak olur. Bunu söylememin sebebi hikaye bağı falan olması değil. Hikaye olarak neredeyse hiç bağlantısı yok. Ancak şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki bu oyunu oynayıp, bitirip, ek içeriğin suyunu çıkarttıktan ve belki bir sefer daha bitirdikten sonra bile mutlaka daha fazlasını isteyeceksiniz. Bu sebeple Persona 3’ü muhtemelen oynayacaksınız ancak eğer P4G oynayıp P3P’ye geçerseniz, gerek grafik gerek yapısal anlamda daha zayıf olan P3P’yi fazla sevmeyebilirsiniz. Bu sebeple 35 lira daha verip (Plus üyelerine 31 lira) P3P’yi de oynamak en iyisi olur. Hatta imkanınız varsa P2 ve P3’ün olduğu Portable Bundle’ı bitirip sonra bu oyunu oynamak çok daha iyi olur. Tabii ki çoğumuz bir 115 TL daha vermek istemeyebilir ama “Ben bu seriyi en baştan hatmedeceğim arkadaş” diyorsanız zaten en doğru kararı vermişsiniz demektir ki Persona 1 de PS Store’da mevcut.

Sadede Gelirsek

Arkadaşlar. Size bu paragrafta söyleyebileceğim birçok şey var ama ben kısaca ne yapın edin bu oyunu oynayın demek istiyorum. O sanat eseri tasarımlar, en iyisi ben olacağım hırsları, inanılmaz ötesi ana hikaye ve yan hikayeler, yapabileceğiniz tonla şey, kurabileceğiniz onca bağ bir yana sadece şu oyunu oynarken hissedeceğiniz duygular bile almanız için yeterli. Çünkü eminim ki Persona 4 Golden’ı (hatta tüm Persona serisini) oynarken bir çok yerde gülecek, ağlayacak, heyecanlanacak ve umutlanacaksınız. Belki de sıradan oyunların veremediği, Persona’nın verdiği en önemli şeydi bu. Duygu.

Yazar Bilgileri

Video oyunlarına hayatının büyük kısmını adamış şahsiyet. Yazmaktan, okumaktan ve oynamaktan büyük zevk alır.

Beni Facebook'da Bul
Facebook'da

  • Volkan

    Kesinlikle hayatınızda oynacağınız en özel oyunlardan bir tanesi. Bağımlısı oldum 70 saatte bitti oyun. İnanın nasıl geçtiğini anlamadım zamanın. Ancak oyundan tam zevk almak için ortalama üstü bi ingilizce gerekiyor. Buna dikkat edin.

    • Darquessexy

      amazondan aldım yaklaşık 1 ay önce bağımlılık derecesinde iyi herkese şiddetle tavsiye ediyorum ama ingilizcenin iyiye yakın değilse pek bişey anlamayabilirsiniz

  • cloudcaelum

    Oyunu Ebay’den 75TL’ye (sıfır) sipariş edeli 10 gün oldu, 3-4 güne gelir, merakla bekliyorum, özelliklede bu güzel incelemeden sonra.

    Vita’nın kesinlikle böyle daha çok oyuna ihtiyacı var, benim aleti almamın sebebimin yarısı Persona 4’dür. İşin güzel yanı PS2’de hiç oynamamıştım.

    Evet ingilizcesi olan için adete sosyal hayatı katleden bir oyun ama oyundaki sosyal hayat gerçektekinden güzel be usta. :P

  • Valiantlion

    Harika bir oyun benden hızlı davranmışsın.:D Eline sağlık Psvitanin en iyi oyunudur kanaatimce ingilizceniz iyiyse kesin oynayın gerçekten zevkli oluyor bağımlı yapıyor.Oyunun Animeside var oyununu oynayanlara tavsiyemdir Persona 4 The Animation